jump to navigation

Larry Ellison Java One konuşması 4.Haziran.2009

Posted by aydinbolkar in 1.
add a comment

Oracle’ın Sun’ı almasından sonra yapılan ilk Java One konferansında sürpriz olarak sahneye çıkan Oracle CEO’su Larry Ellison, akıllarda soru işareti uyandıran bir çok konuya açıklık getirdi ve Java’ya karşı olan güven ve bağlılığını bir kez daha yineledi.

Google Latitude Türkiye’de çalışıyor… 8.Şubat.2009

Posted by aydinbolkar in Mobil, Web 2.0, internet.
1 comment so far

Google’ın hafta başında duyurduğu Latitude hizmeti, sitesinden bakıldığı zaman Türkiye’den ulaşılamıyor gibi gözükse de kullanılabiliyor. Cep telefonunuzdan www.google.com/gmm adresine girerek Google Maps Mobile uygulamasının 3.0 sürümünü indirdiğinizde menüde ‘Latitude’ seçeneğinin eklendiğini göreceksiniz. Google hesap detaylarınızı girdiğinizde, varsa telefonunuzda bulunan GPS’i de kullanarak yerinizi paylaşmaya anında başlayabilirsiniz.

Anlık olarak takip etmek istediğiniz tanıdıklarınızın adreslerini girerek talepte bulunabilirsiniz. Talebi alan kişinin kabul etmesi halinde karşılıklı olarak anlık yer bilginizi karşılıklı olarak görmeniz mümkün. Blackberry OS, Symbian S60 v3.1 ve üstü işletim sistemine sahip telefonlarda çalışan uygulamayı kapadığınız zaman da arka planda anlık konum bilginizi paylaşmaya devam edebiliyorsunuz.

Tanıdıklarınızın anlık konum bilgilerini cep telefonunuzdan takip edebildiğiniz gibi iGoogle uygulaması sayesinde web üzerinden de takip edebilirsiniz.

google_latitude

etohum haftasonu buluşması izlenimlerim 2.Şubat.2009

Posted by aydinbolkar in girişim, internet.
add a comment

Geçtiğimiz haftasonu (31 Ocak 2009 Cumartesi) İTÜ Maçka Kampüsü’nde gerçekleşen ‘Etohum Haftasonu Buluşması’ etkinliğine katıldım.

Detaylı görüşlerimi bu post içerisine ekleyeceğim ancak genel olarak ortalama seviyesinde bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Bu düşüncelerimde etohum’un fikir babası Burak Büyükdemir’i tenzih ediyorum çünkü kendisinin 7 ay gibi kısa sürede etohum projesini bulunduğu yerine getirmiş olması çok büyük başarı. Benim eleştirim daha çok katılımcı kitlenin (İnternet girişimi tutkunu üniversite öğrencisi / mezunu) bilgi, ilgi ve merak seviyesi idi.

Bu konuda Amerika’da gerçekleştirilen benzer bir organizasyon olan DEMO (www.demo.com) organizasyonunda yapılan sunumlara bakıldığında, belki teknik birikim ve yetenek anlamında değil ama sunum teknikleri ve topluluk karşısında konuşma anlamında daha çok yol kat etmemiz gerektiği ortaya çıkacaktır.

Aşağıda, seminerde not aldığım, yatırım yapılabilecek 15 İnternet girişiminin o gün kısa sunumları yapılan kısmını görebilirsiniz… 

Yarışma değil, başlangıç aşaması, 2 haftalık bir girişim kampına girecekler.

1. Kimgelsin.com - basindaki kisi gittigidiyor.com tasarım bölümünde çalışıyor. Projenin amacı; bir platform, konser organizatörünün seyircileri ile etkileşime girebileceği bir platform. Ortaklardan biri organizasyon işinde çalışıyor. Data mining sonucunda sanatçı faaliyetleri gerçekleştirme imkanı olacak. Şubat ayında betası açılacak. Türkiye için muzik DB olacak, eğlence mekanları hakkında bilgiler olacak.

2. Cvyolla.com - İki ODTÜ makina mezunu. 2005 yılına kadar makina mühendisliği yaptılar. Site 2006 dan beri online. TGM firma adı. Diğer firmalardan farklı olarak ilan bazlı olmayan bir site. Ücretli üyelik 2008 ortasında başladı. 4 adımda sisteme kayıt yapılıyor, cv oluşturmaya gerek yok. Şirketlere ilan verme ihtiyacı olmadan cv havuzu yaratmaya olanak sağlıyor.

3. Gercekten.com - Ünlülerle fanları bir araya getirme işi. Amerika’da benzeri var. Mesajı yaz, ünlüyü seç, ürün gelsin.  

4. Ideshot.com - Metin Kahraman, on yıllık ajans tecrübesi. Harun ile Angelhouse AŞ kuruldu. 2008 Haziran’da kuruldu. Ideshot, sıra sizde, markalara sesinizi duyurun. Open office çalışıyorlar. Getsatisfaction, ideastorm gibi örnekleri var. Davetiye usulü çalışıyorlar. Şu an 8 marka var. Yenilikçi fikir ve önerileri gönderiyorlar. Şikayet vs. almıyorlar. Aralık 2008 ikinci site açıldı, 500 aboneleri var.

5. Kartguru.com - Özgür Alaz’in projesi. Danışmanlık yapıyor, kredi kartları ile ilgili bir proje, karşılaştırmalı analiz vs. gibi konularda cevaplar içeriyor olacak. 6 aydır çalışılıyor, 1 ay içinde online olacak. İleriye yönelik genişleyecek.

6. Kolokyum.com - 3 mimar arkadaş, Ceyhun Baskın, Evren Başbuğ ve İnanç. Dist mimarlık, Londra ve İstanbul, uluslararası mimarı ödülleri kazandılar. 2007 sonunda mimarlığı bırakıp İnternete yöneldiler. Mimarlar ve tasarımcıların internet kullanımındaki eksiklikler hedeflendi. Kolokyum akademik tartışma demek, mimarlar için bir tartışma platformu. Mimarlar için dikey bir sosyal ağ.

7. Ogrence.net - Bilkent Bilgisayar ve ODTU Elektronik mezun ve öğrenci. Dershanenin veliye ulaştırmak istediği tüm verileri ulaştıracağı bir yapı. Otomasyon değil. Amaç, dershanenin veliye ulaşmasını kolay ve tekil bir altyapı sunuluyor. Gelir modeli reklam değil, üyelik.

8. Pabbuc.com - ortaklardan biri şu anda asker, Serdar ve Gökar. İzmirli, online ayakkabı satışı ile ilgili. Sektörden geliyorlar, 2006 yılı sonunda 3 çeşitle başladılar. 7000 civarında müşteri var, 150 model. 

9. Sunumax.com - Sadık ve Cem kocabasa. Bilkent sonrası fransızca öğrenmek için gittiği Sorbonne’dan döndü. Migros, Sabancı, Pamukkale Turizm gibi uygulamalar yaptılar. 1986 ve 1990 doğumlu iki kardeş. Web sitesi yapmıyorlar, site üstünde animasyon yapıyorlar. (Yapılan en iyi sunum buydu bence…)

10. Userspots - Kullanıcı dostu arayüzler test edilmesini sağlıyor. Odtü istatistik mezunu, bilgi işlem çalışanı kurucu. Göz izleme cihazları ile reklamların görülme oranları vs. ölçülebiliyor. Kullanılabilirlik ve reklam algısı çözümleri yapıldı. Tubitak’a proje yapıldı, destek alınacak. Dünya bankasından hibe alınacak. 

11. Cepkod.com - P&G kökenli. İki mühendis, elektronik müh. ve makina müh. Bir yılı aşkın süredir arge olarak çalışılıyor. BÜ ve ODTÜden destek alındı. Şubat Mart ayında ortaya çıkacak, cep telefonu ile ilgili ileri teknoloji üretiyorlar, firmalarla görüşüyorlar.

Maxidurak.com

Evimizinherseyi.com

Metutech-atom

Mobil Nirvana 16.Ocak.2009

Posted by aydinbolkar in Mobil.
add a comment

2009 yılında blogumu daha dinamik ve aktif tutma hedefiyle bu seneki ilk yazımı yazıyorum.

Uzun süren uğraşlar sonunda benim gibi bir güçlü kullanıcının (teknolojik Türkçe çok kötü – başlı başına bir yazı konusudur, bu konuda bilenler bilir İTÜ’de Eşref ADALI’nın katkıları yadsınamaz:)) her kıl-tüy talebini karşılayacak bir ürün bulmanın çok mümkün olamayacağı sonucuna vardım. Yine de mümkün olabilecek en az sayıda gadget ile, ceket iç ceplerimin de sarkmasını engelleyecek, ideale yakın kombinasyonu bulduğumu düşünüyorum.

Hem blogunu hem de 2008 yılında devreye aldıkları proje olan Televidyon.com un sıkı bir takipçisi olduğum Serdar Kuzuloğlu’nun ilgili yazısında belirttiği kombinasyonu itiraf edeyim ben de kendim buldum ama onun da onayladığını görünce keyfim daha çok yerine geldi…

Nokia E71 ve 16 GB’lık iPod Touch 2nd Gen bir çok açıdan tüm ihtiyaçları karşılayan bile kombinasyon oldu.

Nokia E71, çok şık, ince ve zarif kasası ve kullanışlı QWERTY klavyesi ile Blackberry’lere gerçek bir alternatif yaratıyor. İş yerimde kullandığım alt yapının müsaade etmesi sayesinde kullandığım Mail for Exchange yazılımı, bir çok özelliği ile Blackberry’den bile daha gelişkin seçenekler sunuyor. (İş saatleri ve iş günleri seçimi gibi)

Ancak iş kullanımına yönelik hiç bir telefonun sunamadığı push ve html e-posta desteğine sahip bir iPod Touch veya iPhone üzerinde mesajlarınıza ulaşmanın keyfi gerçekten bambaşka.

Bu yazımın hemen ertesinde, benim ‘En iyi 5 iPhone/iPod Touch uygulamaları’ listemde detaylı olarak anlatacağım ancak burada özellikle üzerinde durup tanıtmak istediğim bir başka uygulama var ki beni Nokia E71 yanında iPod almaya ikna etti. Yoksa sadece iPod özellikleri için de olsa bir tane iPhone edinmeyi düşünüyordum.

Uygulamanın adı JoikuSpot. Kısaca yaptığı şu; cep telefonuzda (Symbian S60 3rd işletim sistemine sahip) kullandığınız mobil bağlantıyı (GPRS, EDGE, 3G vs.) başka cihazlarla paylaşmanıza olanak tanıyor. Bunu yapmak için telefonunuzu bir Access Point haline getiriyor. Sadece iPod değil, dizüstü bilgisayarlarınızı da bu yöntemle kolaylıkla internete bağlayabilirsiniz. (Aslında veri hırsızlığı yapmak için çok zekice bir yöntem… Havalimanı vs. gibi bir yerde ‘Free Internet Access’ adında bir AP yaratarak JoikuSpot çalıştırın ve geçen veriyi sniff edin, buyrun size ID Theft… Neyse yazı amacından saptı..)

Joikuspot benzeri, Windows Mobile işletim sistemine sahip cep telefonlarını da destekleyen bir uygulama daha var – adı walkinghotspot. Açıkçası JoikuSpot uygulaması, hem ücretsiz alternatifi olması hem de söylediği şeyi çok iyi yapması nedeniyle diğer yazılımı denememe bile ihtiyaç bırakmadı.

Joikuspot yazılımını uzun süreler test etme imkanım olmadı, zira günümün büyük bölümünü geçirdiğim tüm ortamlarda kablosuz bağlantı mevcut. Yazılım, yolculuklarda E71′in küçük ekranına bağımlı kalmamak için çok iyi bir çözüm.

Şu anda tek bir ihtiyacım kaldı, o da olursa gerçek mobil nirvanaya ulaşacağımı sanıyorum. İhtiyacım olan yazılım aslında iPod Touch için; belli bir yerde ortamda var olan ve tanımlanmış olan kablosuz ağ bağlantılarına öncelikler atamak ve cihazın bu önceliklere göre kablosuz bağlantıları gerçekleştirmesini istiyorum. Şu ana kadar AppStore’da bunu gerçekleştirebilecek bir yazılıma rastlamadım… Bilenler vasa benimle paylaşırsa çok mutlu olacağım…

Yedekleyelim, yedekleyin, yedeklesinler… 6.Aralık.2008

Posted by aydinbolkar in Web 2.0.
Tags:
add a comment

Bilgisayarla haşır neşir olan herkesin zaman zaman yaşadığı veri kayıpları, internetin ve dijital medyanın hayatımıza daha çok girdiği günümüzde oldukça önemli boyutlara ulaşabiliyor.

Yeni doğan oğlunun bir yılı aşkın süredir neredeyse her gün çektiği fotoğraflarını sakladığı dizüstü bilgisayarını çaldıran birisinin yaşadığı kayıp, evinde bir yangın çıkması sonucu tüm eski fotoğraf albümünü kaybetmekten çok daha fazla.

Yıllardır kullandığı telefonunu, yeni ve daha üst bir versiyon ile (iphone:)) değiştirdiğinde tüm kişileri tekrar kaydetmeye üşendiği için değiştirmeyen tanıdıklarım var.

Ya da Murphy kanunu gibi; alışkanlık haline gelmeyen bir şekilde aldığı yedeklerine ihtiyaç duyduğu zaman son alınan yedeğin ta 3 ay öncesine ait olduğunu keşfedip hayıflanan kişiler etrafımızda oldukça fazladır.

Sizlere bu yazımda, hem kişisel hem de iş anlamında sürekli kullandığım, kısa araştırmalar sonucunda, benzerlerine nazaran oldukça başarılı olduklarını düşündüğüm 4 farklı uygulamadan bahsedeceğim. Bu uygulamaların bir kısmı paralı olup, ücretsiz sürümleri bir çok giriş seviyesi kullanıcıyı oldukça tatmin edecek düzeyde.

1. Funambol: My.Funambol.com adresinden girebileceğiniz bu uygulama ile, tüm adres defterinizi yedeklemekle kalmayacak, neredeyse tüm cep telefonu modellerini blackberry benzeri (push) email alabilir hale getirebileceksiniz, hem de ücretsiz…

2. iDrive: Makinanızda sürekli güncellediğiniz bazı klasörlerin gerçek zamanlı olarak veya belirli periyotlarda düzenli yedeklerinin internet üzerinde tutulduğu bir program. (www.idrive.com) Benzerleri mozy, box.net vb. uygulamalardan farklı olarak windows’un server sürümlerinde de sorunsuz çalışan, 2 gb’a kadar ücretsiz servis alabildiğiniz bir uygulama…

3. Dropbox: Birden çok bilgisayarda ortak kullandığınız 2 GB’lık sanal bir USB bellek düşünün. Bu bellek üzerinde sildiğiniz dosyaları da geri getirebildiğinizi veya çalıştığınız bir takım hesap tablosu (ör. Excel) veya metin editörü (ör. Word) ile yarattığınız dokümanların her versiyonunun ayrı ayrı kaydedildiğini hayal edin. Tüm bu dokümanlara da bilgisayarlarınızda bulunan (Dropbox hesapları hem Mac hem de PC ve Linux bilgisayarlardan eş zamanlı olarak erişilebiliyor) doküman dosyalarınıza erişir gibi eriştiğinizi düşünün, kullanışlı değil mi? Ben daha sonraki bir yazımda değineceğim taşınabilir uygulamalarımı (portable apps) sakladığım dropbox’um sayesinde bilgisayarlarımı çok daha fit ve kullanışlı hale getirdim, hepinize tavsiye ederim. (Program henüz beta aşamasında, bu nedenle verilerinizin yedeğini almanızı tavsiye ederim:))

4. Google Picasa: Picasa, özellikle Google tarafından satın alındıktan sonra tüm dünyada çok popüler hale geldi ancak 3 no.lu sürümü sonrasında eklenen yüz tanıma, geo-tagging ve kolay eşitleme özellikleri ile üşengeç resim koleksiyoncuları için vazgeçilmez bir yedek depo haline geldi. Ücretsiz sürümünde 1 GB alan sunan Picasa, yıllık ücretler karşılığında pratik olarak sınırsız depolama alanı sunuyor. Bilgisayarınızda bulunan tüm resimleri dizin dizin farklı büyüklüklerde web ile eşitlemenize olanak tanıyor. Bu sayede resimleriniz hem her yerden ulaşılabilir oluyor hem de artık resimlerinizi kaybetme korkusu yaşamak zorunda kalmıyorsunuz…

5. Mp3Tunes: Yukarıda Picasa için anlattığımı bilgisayarınızdaki MP3 arşiviniz için uygulayabildiğiniz bir site. Bu uygulamada kullanılan Locker mantığı, Internet’in aykırı isimlerinden biri olan Michael Robertson’un şirketlerinden biri. Geçtiğimiz aylarda belirli kullanıcılarını limitsiz büyüklükte depolama alanı sunduktan sonra, bu alanı tekrar 2GB’a düşürerek hiç de şık olmayan bir hareket yapmış olsalar da fikir olarak yapılan oldukça kullanışlı ve faydalı bir uygulama. Bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Nokia E71′de Skyfire keyfi 25.Kasım.2008

Posted by aydinbolkar in Mobil.
Tags: , , , , ,
3 comments

Merhabalar,

Oldukça uzun bir aradan sonra ilk yazım bu.

Açıkçası hep ertelediğim, ha bugün ha yarın yazarım dediğim o kadar çok şey var ki…

Neyse ki; içim içime sığmayarak, bir an önce yazmak zorunda olduğumu hissettiğim bir uygulama çıktı. Eşimin kullandığı iPhone’a artık gıpta ederek bakmak zorunda kalmayacağım.

Yıllardır bıkmadan usanmadan Symbian işletim sistemi bulunan telefon kullanmamın bir gün karşılığını vereceğini biliyordum, geçen 4-5 yıllık zamanda Sony Ericsson P800 ile başlayan Symbian tecrübem Nokia 7710 (S90), Nokia 6020 (S40), Nokia 6680 (S60), Nokia N95 8GB (S60) ve son olarak da Nokia E71 (S60)…

İşte o gün bugün… Yaklaşık bir yıl önce private betaları başlamış olan Skyfire Mobil Web tarayıcısının Eylül sonunda public beta sürümünün çıkmasından sonra farklı yollardan kayıt olmaya çalışarak uyguladıkları authentication mekanizmaları sonrasında nihayet bugün size cep telefonu ekranında daha önce görmeye alışık olmadığınız flash, ses vb. ögeleri de içeren web sayfalarını nasıl açtığını anlatıyor olacağım.

Detaylı bir inceleme değil, bir resim, bir film binlerce söz yerine geçer derler ya, işte öyle bir şey…

Kullananlar bilir, TEB’in internet sitesi full flash bir sitedir, öncelikli olarak ona bakacağız, sonrasında çalıştığım şirketin (Pronet Güvenlik) web sitesindeki sesli ve görüntülü animasyonu göreceğiz, en sonda da Youtube anasayfasındaki filmi seyredeceğiz.

Tüm bağlantının Turkcell Internet (EDGE) ile yapıldığını bir kez daha hatırlatırım.

Buyrun, seyredin…